hüseyin's profilehttp://wuslatgunesi.tr.g...PhotosBlogListsMore Tools Help

http://wuslatgunesi.tr.gg

ARKADAŞLAR BİZİMLE UĞRAŞMAYIN (HACKER DİYE YÜZÜNÜZÜ GÖSTERİN ALLAHTAN KORKUN GİDİN KÖTÜ SİTELERİ ENGELLEYİN SİZLERE NASİHATİM

hüseyin

Occupation
Location
Interests
admin, dini yazı, mekale,
hayatı sevdiklerimizle paylaşıyoruz
Loading...

Windows Media Player

arkadaşlar sayfam

hata veriyor yazmayın ...

yeni adresim: garipyolcu2008@hotmail.com

ekleyin..inş..

sizleri  Allah  için cooookkk seviyorum...yazılarıma  devam ediyorum..
     

 
Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
salerwrote:
ellerine sağlık http://downloading.0fees.net/hotmail/smile2.php
Jan. 6
AŞKIN GÖZYAŞLARI DENİZE DÜŞTÜGÜ ZAMAN DALGALAR SAHİLE SENİ SEVİYORUM YAZAR BENSE SADECE EN DERİN MAVİLİKLERİ AVUCUNA,EN İÇTEN MUTLULUKLARI GÖZLERİNE,EN DERİN SEVGİLERİ KALBİNE USULCA BIRAKIYORUM.HER ZAMAN SEVGİYLE KAL.
 

 

     

LA İLAHE İLLALLAH ,CENNETİN ANAHTARI'DIR DİYE ALDANMA

ANAHTARIN ŞİFRESİNİ OYACAK ,AMELİNDİR. UNUTMA

Dec. 8
Nov. 28

http://mursit-htp5858.spaces.live.com/guestbook

 

Cumanız,
İslamın güneşi kadar aydın,
Bir müminin tebessümü kadar tatlı,
Muhammedül emini hatırlatan gül kadar güzel,
Cocuklar kadar neşeli,
ve Rabbil aleminin yaratmış oldugu kainatınn tüm güzellikleri ile beraber olsun ve geçsin..
Cumanız mübarek Olsun. 


SELAM ve DUA ile

RABBİM YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN

Oct. 9
Resul-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz buyuruyor:

                              "Kim Kadir Gecesi'nde inanarak, ihlas ile o geceyi ibadetle geçirirse, geçmiş günahları bağışlanır."

                                       "Kadir Gecesi yatsı namazında cemaatte hazır bulunan, ondan nasibini almıştır."

                                                      Müminlerin annesi Hz.Aişe (r.a.) şöyle diyor :

                      -Dedim ki: Ya Resullullah, Kadir Gecesi'ni bilirsem onda ne şekilde dua edeyim? Şöyle buyurdu:

-             Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa'fü anni. (Allah'ım sen affedicisin, affı seversin, beni affeyle.)

                                                                    Peygamberimiz (sav) buyuruyor:

 "Kadir gecesinde bir defa, Kadir sûresini okumak, (başka zamanda) Kur’ân-ı kerîmi hatmetmekten daha sevâptır. Bu gece koyun sağma müddeti kadar namaz kılmak, ibâdet etmek, bir ay her geceyi ibâdetle geçirmekten daha kıymetlidir."
Kadir geceniz mübarek olsun a.e.o
Sept. 15
 

 

Es-selamün Aleyküm Kardeşlerim...  

Kadir gecesi, içerisinde Kadir gecesi bulunmayan bin aydan daha hayırlıdır. Kur'ân-ı Kerim de bu gecenin faziletini belirten müstakil bir sûre vardır. Bu sûrede yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:
Doğrusu biz Kur'ân'ı Kadir gecesinde indirmişizdir. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Melekler ve Cebrail o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için inerler. O gece, tanyerinin ağarmasına kadar bir esenliktir. " (Kadir sûresi, 97/ 1-5)

Kadir Gecesi’ni, namaz kılarak, Kur’ân-ı Kerim okuyarak, tevbe, istiğfâr ederek ve dua yaparak değerlendirmeli.
Üzerinde namaz borcu olanların nafile namazı kılmadan önce hiç değilse beş vakit kaza namazı kılmaları daha faziletlidir. Kazası yoksa nafile kılar. Süfyan-ı Sevrî: “Kadir Gecesi dua ve istiğfar etmek namazdan sevimlidir. Kur’ân okuyup sonra dua etmek daha güzeldir.” (Tecrid-i Sarih Tercemesi, VI, 313) demiştir.

 Hz. Aişe validemiz demiştir ki; Rasûlullah (sas)’e: “- Ey Allah’ın Rasûlü! Kadir gecesine rastlarsam nasıl dua edeyim?” diye sordum. Rasûlullah (sas):
“- Allahümme inneke afüvvün tühıbbü’l-afve fa’fu annî: Allah’ım sen çok affedicisin, affı seversin, beni affet.” diye dua et, buyurdu (Tecrîd-i Sarih Tc. VI, 314).
Bu gecenin öyle bir anı vardır ki o anda yapılan ibadet ve dualar mutlaka makbul olur. Bu önemli anı yakalamak için gecenin bütününü tevbe ve istiğfar ile geçirmek gerekir. Gecenin bütününü ibadetle geçiremeyenler en azından teravihten sonra bir miktar oturup dua etmelidirler....
 

Bu Mübarek Gecede O'nu hakkıyla yerine getirenlerden olmak dileğiyle...

Kalpleriniz Kadir gecesinin feyz ve bereketi ile dolsun.
Bütün müminler kadir gecesinde indirilen KURAN`ın ve elçisinin şefaatlarına nail olsun İNŞAALLAH...

 

 RABBİM YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN

Sept. 15

http://mursit-htp5858.spaces.live.com/guestbook/

 
 

 
elif gibi dosdoğru olunmalı hayatta..

be gibi tek nokta üzerinde durabilecek kadar dengeli olunmalı..

te gibi olmalı, veda hutbesinde emanet bırakılan iki şeyi (Kuran ve sünnet) sürekli başının üzerinde taşımalı insan...


se gibi az konuşup 3 dinlemeli toplumda..

cim gibi çocukça bakmalı hayata, ama cim kadarda çok iş yapmalı..


ha gibi gönlü geniş dostlar edinmeli insan,

HA kadar ağlamaklı olduğunda yardımcı olabilecek..


dal gibi boynunu bükse de hayat,

zel gibi şapkasını takmayı bilmeli zorluklara karşı..

ra kadar rahat olsa da insan bu dünyada,

ze nin noktası gibi başında dolanan bir sineğin olduğunu mutlaka bilmeli..

sin midir sanki bu dünyada noktasız pulsuz tek garip..

şın gibi pulları vermeli getirip..

sad kadar şişse de karnın,

dat gibi hayata bir göz kırp.

tı gibi bir yelkenlidir hayat,

zı kadar yükü olan..

AYN gibi göğe çevir yüzünü..

ĞAYN nın noktası kadar şüphe olmasın kalbinde..

FE yne tezhebuun (kaçış nereye)

kaf gibi iki gözünü aç

kef kadar karizmatik ol..

lam gibi tutunacak bir dal ol gariplere..

mim lenmiş olsan da yılma yıkılma..

nun kadar suskun..

vav kadar edepli ol..

he gibi haykır...

CUMANIZ MUBREK OLSUN
RABBİM YAR VE YARDIMCINIZ OLSUN
Sept. 4
 
 
Allahım, şayet ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, ‘Allah dilediğini
siler yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz Onun katındadır.”12
Bu idrak ve şuur içinde ihya edeceğimiz Berat Gecesinin hepimiz için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Haktan niyaz edelim
berat kandili tüm islam alemine hayırlara vesile olması dilegiyle kandiliniz mubarek olsun
rabbim yar ve yardımcımız olsun
Aug. 5
 

Allah’ın Rızası, Cennet ve Cehennemin Dereceleri

Sonsuzca yaşamak, hep var olmak ister insan. Bir anlamda yaratılışında kodludur bu arzu. Oysaki dünya hayatındaki varlığı diğer tüm yaratılmış varlıklarda olduğu gibi ölümlüdür. Peki, bir gün öleceğini bilen insanoğlu neden hiç ölmeyecekmiş gibi yaşar. Herhalde bunun en büyük sebebi insanın sonsuzca var olma isteği ve tutkusudur. Oysaki yüce Yaratıcımız, insanoğlunun bu arzusunu bu dünya hayatı için değil ahiret yurdu için vaat etmiştir. Beklide insana sunulacak en büyük nimet ve imkân sonsuzca yaşama hakkıdır. Allah, insanoğluna katında sonsuzca yaşama hakkı vermek istemektedir. Bu yüzden olsa gerek insanının içine de yaratılışından itibaren sonsuz yaşama isteği verilmiştir. Şeytanın, Hz. Âdem ve eşine oynadığı oyun da onları sonsuzca yaşama tutkusuna ve ölümsüz olmaya kışkırtmak ve Allah’ın yasak ederek imtihan kıldığı ağaca yönelmelerini sağlamak değil miydi? (7 Araf Suresi 19-25). İnsan hiç ölmemek ister çünkü var olmak tutkuyla arzulanan bir hadisedir. İşte yüce Yaratıcımızın insanoğluna bu dünya hayatındaki davranışlarının bir karşılığı olarak müjdelediği ve korkuttuğu sonsuzca yaşam sadece bu dünya hayatından sonraki tekrardan yaratılışımızda gerçekleşecektir. İnsanlar yaşamları süresince yapmış olduklarının bir karşılığı olarak hak ettiklerini en ufak zerresine kadar orada bulacaklardır.

Kur’an-ı Kerim ayetlerinde çok defalar cennet ve cehennemle ilgili kesitler sunularak insanoğlu bir anlamda müjdelenmek ve terbiye edilmek istenir. Ancak insanlar tarafından genellikle yapılan bir hata vardır ki oda yine ayetlerde açıklandığı şekliyle cennet ve cehennemin mertebeleri olduğu gerçeğinin göz ardı edilmesidir. Kendini samimi ve dünyevi beklentisi olmadan Allah yoluna adamış, bu yolda didinip çaba gösteren bir inanan ile yine ayetin ifadesiyle (22 Hac Suresi Ayet 11) Allah’a kıyıdan kıyıya ibadet eden ancak kendisine gelen bir imtihan karşısında bekleneni veremeyen bir kulun ya da bunlar arasındaki sayılamayacak kadar çok çeşitteki insanın ahirette alacakları mükâfatlar ve gönül tatmini bir olmayacağı gibi kısmen ya da tamamen Allah’ın emirlerinden sapanlarla, Allah’a, Peygamberlerine ve inananlara gerek fizikî gerekse sosyal, psikolojik ve ekonomik savaş açan kişilerin dereceleri de aynı olmayacaktır.

Ayetlerde çeşitli cennetlerden bahsedilmekte ve bu cennetlerle ilgili kesitler sunulmaktadır. Hatta öyle üst mertebede cennetler vardır ki onlara sadece kendisini Allah yoluna adayan oluşta ve yarışta önde giden inananlar ulaşabilecektir. Bunlarsa ayette geçtiği şekliyle büyük çoğunluğu peygamberimiz Hz. Muhammed ve öncesinde yaşamış inananlardan az bir kısmı ise Peygamberimizden sonraki inananlardan oluşmaktadır (56 Vakıa Suresi Ayet 10-14). Allah’ın rızası ve hoşnutluğunun kazanılması ise tüm cennetlerden daha büyük ve önemlidir (9 Tevbe Suresi Ayet 72). Yine cehennemin yedi kapısından ve her kapıya ayrılmış bölük bölük inkârcılardan bahsedilir (15 Hicr Suresi Ayet 44). Yani cehennemde çekilecek olan azabın da dereceleri bulunmaktadır.

İşte tamda bu noktada özellikle insanların büyük çoğunluğunun cennet anlayışları açısından konunun önemi ortaya çıkmaktadır. İçinde az da olsa Allah korkusu ve cehennemde yanmaktan çekinme bulunan insanların büyük çoğunluğu halk arasındaki yaygın ifadesiyle “bir şekilde cennete girelim de nasıl girersek girelim” anlayışındadırlar. Bu anlayışın altındaki en büyük neden cennetlerde sunulacak imkân ve nimetlerin aynı olacağı inancıdır. Dünya hayatındaki yaşantısında maddi pek çok rüyaların peşine takılan ve doyumsuz olan insan konu ahiret yurdu ve cennet olduğunda kıyısından kenarından olsa da girmeyi hedeflemekte ve bununla tatmin olabilmektedir. Ya da pek çok insan tarafından tekrarlanan diğer bir yaklaşım ise “iyi insanlık” modelidir. Biz iyi insanız kimseye bir kötülüğümüz yok etliye sütlüye karışmayız kendi halimizde yaşayıp gidiyoruz şeklinde açıklamalar ile dini ve Allah’ın emirlerini sadece iyilik ve yardımsever olmaya indirgeyen bu anlayış da kendisini olabilecek en kötü “dindar” modelleriyle mukayese edip cenneti en çok hak eden kişilerden görmeyi “canım bizde cennete girmeyeceksek kim girecek” tarzında söylemlerde bulunmayı kendilerine düstur edinmişlerdir.

Konunun daha iyi anlaşılması için somut bazı örnekler vermeye çalışalım. İnsanların bireysel maddi manevi birtakım özellikleri için çeşitli sıfatlar kullanırız. Örneğin sağlık, mutluluk, zenginlik, güzellik, çirkinlik, güç, kuvvet vb. Ancak kaçınılmaz olarak şunu biliriz ki pek çok insan zengin sıfatına girebiliyorken zenginlikleri arasında inanılmaz boyutlarda farklılıklar olabilmektedir. Örneğin Türkiye’nin sayılı zenginlerinden olan X şahsı ülkemiz insanları için ulaşılmaz bir zenginlikte görülürken dünya zenginler sıralamasında isimleri dahi geçememektedir. Ancak bizim bu insanların büyük çoğunluğu için kullandığımız genel bir ifade zengin olduklarıdır. İşte diğer pek çok insani özelliklerde de ortaya çıkan bu derece farkı cennet ve cehenneme girecek olan insanlar içinde aynıdır. Yine insanların güzellikleri ve becerileri de eşit değildir. Ancak bunlar içinde genel ifadeler olarak güzel ya da becerikli yakıştırmaları yapılır.

Yine sanki kulluk ve ibadet insanın farkındalığından itibaren değil de hayatının son demlerinde adeta yaşlılık meşgalesiymiş gibi algılanıp heba edilen gençlik ve yıllar göz ardı edilmektedir. Kişinin hayatını dünyevi zevk ve saadetler peşinde geçirip yaşlılığında dahi olsa bazı gerçekleri anlayıp pişman olması yinede takdir edilebilecek bir davranıştır. Çünkü Allah’ın kimi ne şekilde affedeceğini sadece Allah bilebilir. Ancak Allah kulunu affetse dahi insanın boşa geçirmiş olduğu yıllarını geri getirebilme ve bu yıllarını hayra yönelik işlerle geçirebilme imkânı olamayacağından insan yine kayıptadır. İnsanın haramlara girebilme imkân ve kudreti varken haramlardan sakınabilmesi ile gerek fiziki gerekse manevi manada bu kudretlerini yitirdiğinde haramlardan uzak kalması arasında oldukça önemli fark olsa gerek.

Samimi bir inananın en büyük hedefi beklentisiz olarak Allah’ın rızasını kazanmaya çalışıp çabalamak, hesap kitap yapmadan, Allah’ın emir ve yasaklarını sorgusuz bir şekilde harfiyen yerine getirmektir. Zaten yüce Yaratıcımız samimi ve ihlâslı bir şekilde hayırlı işlerle uğraşan emir ve yasaklara uyan kullarının ahretteki mükâfatlarını eksiksiz olarak sunacaktır. Biz kullara düşen ise Rabbimizin takdirini Rabbimize bırakmak beklentisiz olarak en başta Rabbimizin rızasını ve üst mertebedeki cennetleri hak edebilmek için hayırlı işlerde yarışmaktır.

Ey iman sahipleri! Dikkatlerinizi, sizi korkunç bir azaptan kurtaracak bir ticarete çekeyim mi: Allah’a ve onun resulüne inanır, Allah yolunda mallarınız ve canlarınızla didinirsiniz. İşte bu, sizin için en hayırlısıdır; eğer bilirseniz. Günahlarınızı affeder ve sizi, altından nehirler akan bahçelere, sürekli cennetlerdeki temiz-bereketli barınaklara yerleştirir. İşte bu en büyük başarıdır (61 Saff Suresi Ayet 10-12).

RABBİM YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN
July 23
"Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Harâm'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten işitendir, görendir."
 

mirac

Arapça'da merdiven, yukari çikmak, yükselmek anlamlarini dile getirir. Islam'da Hz. Peygamber (s.a.s)' in göge yükselerek Allah'in huzuruna kabul edilmesi olayi. Mirac olayi hicretten bir yil ya da onyedi ay önce Receb ayinin yirmi yedinci gecesi gerçeklesir. Olayin iki asamasi vardir. Birinci asamada Hz. Peygamber (s.a.s) Mescidül-Haram'dan Beytü'l-Makdis'e (Kudüs) götürülür. Kur'an'in andigi bu asama, gece yürüyüsü anlaminda isra adini alir. Ikinci asamayi ise Hz. Peygamber (s.a.s)'in Beytü'l-Makdis'ten Allah'a yükselisi olusturur. Mirac olarak anilan bu yükselme olayi Kur'an'da anilmaz, ama çok sayidaki hadis ayrintili biçimde anlatilir.

Hadislerde verilen bilgiye göre Hz. Peygamber (s.a.s), Kâbe'de Hatim'de ya da amcasinin kizi Ümmühani binti Ebi Talib'in evinde yatarken Cebrail gelip gögsünü yardi, kalbini Zemzem ile yikadiktan sonra içine iman ve hikmet doldurdu. Burak adli binege bindirilerek Beytü'l-Makdis'e getirildi. Burada Hz. Ibrahim, Hz. Musa, Hz. Isa ve diger bazi peygamberler tarafindan karsilandi. Hz. Peygamber (s.a.s) imam olarak diger peygamberlere namaz kildirdi.

Hz. Peygamber (s.a.s), Beytü'l-Makdis'te kurulan bir Mirac'la ve yaninda Cebrail oldugu halde göge yükselmeye basladi. Gögün birinci katinda Hz. Adem, ikinci katinda Hz. Isa ve Yahya, üçüncü katinda Hz. Yusuf, dördüncü katinda Hz. Idris, besinci katinda Hz. Harun, altinci katinda Hz. Musa ve yedinci katinda Hz. Ibrahim ile görüstü. Cebrail ile birlikte yükselis Sidretü'l-Münteha'ya kadar sürdü. Cebrail, "Buradan bir parmak ucu ileri geçecek olursam yanarim" diyerek Sidretü'l Münteha'da kaldi. Hz. Peygamber (s.a.s) buradan itibaren Refref adli baska bir binekle yükselisini sürdürdü. Bu yükselis sirasinda Cennet ve nimetlerini, Cehennem ve azabini müsahede etti. Sonunda Allah'in huzuruna kabul edildi. Kendisine ümmetinden Allah'a sirk kosmayanlarin Cennet'e girecegi müjdelendi, Bakara suresinin son ayetleri verildi ve bes vakit namaz fari kilindi. Yeniden Refref ile Sidretü'l-Münteha'ya, oradan Burak'la Kudüs'e, oradan da Mekke'ye döndürüldü.

Hz. Peygamber (s.a.s) ertesi günü Mirac olayini anlatti. Olayi duyan müsrikler yogun bir kampanya baslatarak Hz. Peygamber (s.a.s)'i suçlamaya, alaya almaya basladilar. Bu kampanya bazi müslümanlari da etkileyerek süpheye düsürdü. Olayin gerçek olup olmadigini arastirmak isteyenler Beytü'l-Makdis'e ve Mekke'ye gelmekte olan bir kervana iliskin sorular sorarak Hz. Peygamber (s.a.s)'i sinadilar. Hz. Peygamber (s.a.s)'in verdigi bilgilerin dogrulugu müslümanlari süpheden kurtardiysa da müsriklerin inatlarini kirmaya yetmedi. Mirac olayi inatlarini ve düsmanliklarini artirarak onlar için bir fitne nedeni oldu. Bu olay karsisindaki tutumu nedeniyle Hz. Ebu Bekr, Hz. Peygamber (s.a.s)'ce "Siddîk" lakabiyla onurlandirildi. Hz. Ebu Bekir olayi kendisine anlatarak hala inanmaya devam edip etmeyecegini soran müsriklere "O söylüyorsa süphesiz dogrudur" cevabini vermisti.

Ahad hadislere dayansa da Mirac olayinin gerçekliginde tüm müslümanlar birlesmislerdir. Ancak olayin gerçeklesme biçimi Islam bilginleri arasinda görüs ayriliklarina neden olmustur. Buna göre Ibn Abbas'in da içinde bulundugu bazi bilginlere göre Mirac olayi uykuda gerçeklesmistir. Bilginlerin büyük çogunluguna göre ise uyku durumunda ve rüyada degil, uyanik iken gerçeklesmistir. Fakat bu görüsü savunanlar da Mirac'in yalniz ruhla mi, yoksa hem ruh, hem de bedenle mi oldugu konusunda ikiye ayrilmislardir. Sonraki Kelamcilarin büyük çogunluguna göre mirac olayi uyanikken hem ruh, hem de bedenle gerçeklesmistir. Içlerinde Hz. Aise'nin de bulundugu bazi bilginlerle mutasavviflarin büyük çogunluguna göre ise uyanik durumda iken ama yalniz ruhla gerçeklesmistir.

Mirac olayinin gerçeklestigi gece müslümanlarca kadir gecesinden sonra en kutsal gece sayilmis ve bu gecenin ibadetle ihyasi geleneklesmistir. Osmanlilar döneminde, camiler kandillerle donatildigi için Mirac kandili olarak anilan geceyi izleyen gün, cami ve tekkelerde Mirac olayini anlatan ve Miraciye adi verilen siirlerin okunmasi, dinleyenlere süt ikram edilmesi de bir gelenekti.

MIRAC GECESINDE PEYGAMBERIMIZE VERILEN HEDIYELER

Mirac günü peygamber efendimiz (S.A.V) hediye olarak üç sey verilmisti: Bunlar; Bes Vakit Namaz, Bakara Suresinin Son Ayetleri, Ve Sirk Kosmamak sarti ile ''LA ILAHE ILLALLAH ''diyen her Müslümanin cennete girebilecegi müjdesi.

  mirac kandiliniz mubarek olsun

 rabbim yar ve yardımcımız olsun

July 18
Nov. 20
Nov. 20
Picture of Anonymous
Hava wrote:


Kocasının dini içerikli bir sitede, kendisini aldatttığını anlatan kadına ne yapması gerektiğini söyleyen Karataş, çok tartışılacak sözler söyledi..

Dün Kanal 7'de Nur Ertürk'in hazırlayıp sunduğu, "Nur Ertük'le Her Sabah" programına telefonla bağlanarak gözyaşları içinde kocasının sanal alemde kendisini nasıl aldattığını anlatan kadına İlahiyatçı Mustafa karataş'ın cevabı net oldu; "Boşanmak dinen hakkın. Boşanabilirsin."

Karataş, ikinci üçüncü eş alma niyetinde olan erkeklere de seslenerek; "Kızınızı üçüncü eş olarak verir misiniz?" diye sordu.

17 yıllık evli olduğu kocasının İslami içerikli internet sitesinden tanıştığı kapalı ve evli bir kadınla yaşadığı ilişkiyi anlatan kadına, boşanma hakkının olduğunu söyleyen Mustafa Karataş, eşlerini aldatan erkeklere çok ağır sorular yöneltti ve Hüseyin Üzmez olayını örmek gösterdi.


BU KAFA 70'İNDEN SONRA SÜBYANCI YAPAR!

Birçok insanın canının bundan yandığını söyleyen Mustafa Karataş, namaz kılmak ya da oruç tutmanın önemli olmadığını, insanın kafa yapısının önemli olduğunu söyledi. Dindar erkekler arasında, "Ben birinci ile evlendim, ikinciyle de evleneceğim. Üçüncüyle de, dördüncüyle de evleneceğim" diye bir anlayışın olduğuna dikkat çeken Karataş, "Sen kızını ikinci ya da üçüncü eş olarak verebiliyor musun?" diye sordu.

Eşlerini aldatan erkeklere seslenerek, "Hanımın başkası ile oynaşsın ister misin?" diye soran İlahiyatçı Karataş, isim vermeden Hüseyin Üzmez olayını hatırlattı. Bu kafa yapısının 70'ine gelmiş insanları sübyancı yaptığını söyleyen Karataş şöyle konuştu: "Milletin değer verdiği adam. Yazar çizer olmuş. Müslümanlara akıl öğretiyor. Televizyonlarda Müslümanlara nasihat ediyor. Sonra da sübyancı çıkıyor. Sapık çıkıyor. Neden? Bu fikir bunu üretiyor. Çok evlilik şartmış gibi. Varmış gibi illa böyle. Yetişe yetişe inançlı insanların arasında adam sapıtıyor. Ondan sonra Ali Kalkancıların bilmem nelerin bir sürü kurbanı da ortaya çıkıyor."

Bu kafa yapısının değiştirilmesi gerektiğinin altını çizen Karataş, "Kızımıza, eşimize layık görmediğimizi bir başkası ile yaşamayacağız. Erkeklerin buna hakkı yok." diye konuştu.


İNTERNETİN DİNİ İMANI YOK!

Türkiye'de daha önceleri bir Nataşa hastalığının olduğunu, şimdi de internetin ortaya çıktığını bunun da Türkiye'nin kanayan bir yarası olduğunu belirten Karataş, "İnternetin dini imanı yok" dedi. Eşi tarafından internette aldatılan kadının, 'namusuna halel' getirildiği için dinen eşinden boşanma hakkı olduğunu söyleyen Karataş, aldatılan kadınların zina eden eşleriyle yaşamalarında bir sakınca olmadığını da sözlerine ekledi.

(Haber 7)
Nov. 19
Picture of Anonymous
Hava wrote:


Kocasının dini içerikli bir sitede, kendisini aldatttığını anlatan kadına ne yapması gerektiğini söyleyen Karataş, çok tartışılacak sözler söyledi..

Dün Kanal 7'de Nur Ertürk'in hazırlayıp sunduğu, "Nur Ertük'le Her Sabah" programına telefonla bağlanarak gözyaşları içinde kocasının sanal alemde kendisini nasıl aldattığını anlatan kadına İlahiyatçı Mustafa karataş'ın cevabı net oldu; "Boşanmak dinen hakkın. Boşanabilirsin."

Karataş, ikinci üçüncü eş alma niyetinde olan erkeklere de seslenerek; "Kızınızı üçüncü eş olarak verir misiniz?" diye sordu.

17 yıllık evli olduğu kocasının İslami içerikli internet sitesinden tanıştığı kapalı ve evli bir kadınla yaşadığı ilişkiyi anlatan kadına, boşanma hakkının olduğunu söyleyen Mustafa Karataş, eşlerini aldatan erkeklere çok ağır sorular yöneltti ve Hüseyin Üzmez olayını örmek gösterdi.


BU KAFA 70'İNDEN SONRA SÜBYANCI YAPAR!

Birçok insanın canının bundan yandığını söyleyen Mustafa Karataş, namaz kılmak ya da oruç tutmanın önemli olmadığını, insanın kafa yapısının önemli olduğunu söyledi. Dindar erkekler arasında, "Ben birinci ile evlendim, ikinciyle de evleneceğim. Üçüncüyle de, dördüncüyle de evleneceğim" diye bir anlayışın olduğuna dikkat çeken Karataş, "Sen kızını ikinci ya da üçüncü eş olarak verebiliyor musun?" diye sordu.

Eşlerini aldatan erkeklere seslenerek, "Hanımın başkası ile oynaşsın ister misin?" diye soran İlahiyatçı Karataş, isim vermeden Hüseyin Üzmez olayını hatırlattı. Bu kafa yapısının 70'ine gelmiş insanları sübyancı yaptığını söyleyen Karataş şöyle konuştu: "Milletin değer verdiği adam. Yazar çizer olmuş. Müslümanlara akıl öğretiyor. Televizyonlarda Müslümanlara nasihat ediyor. Sonra da sübyancı çıkıyor. Sapık çıkıyor. Neden? Bu fikir bunu üretiyor. Çok evlilik şartmış gibi. Varmış gibi illa böyle. Yetişe yetişe inançlı insanların arasında adam sapıtıyor. Ondan sonra Ali Kalkancıların bilmem nelerin bir sürü kurbanı da ortaya çıkıyor."

Bu kafa yapısının değiştirilmesi gerektiğinin altını çizen Karataş, "Kızımıza, eşimize layık görmediğimizi bir başkası ile yaşamayacağız. Erkeklerin buna hakkı yok." diye konuştu.


İNTERNETİN DİNİ İMANI YOK!

Türkiye'de daha önceleri bir Nataşa hastalığının olduğunu, şimdi de internetin ortaya çıktığını bunun da Türkiye'nin kanayan bir yarası olduğunu belirten Karataş, "İnternetin dini imanı yok" dedi. Eşi tarafından internette aldatılan kadının, 'namusuna halel' getirildiği için dinen eşinden boşanma hakkı olduğunu söyleyen Karataş, aldatılan kadınların zina eden eşleriyle yaşamalarında bir sakınca olmadığını da sözlerine ekledi.

(Haber 7)
Nov. 19
Picture of Anonymous
Hava wrote:


Kocasının dini içerikli bir sitede, kendisini aldatttığını anlatan kadına ne yapması gerektiğini söyleyen Karataş, çok tartışılacak sözler söyledi..

Dün Kanal 7'de Nur Ertürk'in hazırlayıp sunduğu, "Nur Ertük'le Her Sabah" programına telefonla bağlanarak gözyaşları içinde kocasının sanal alemde kendisini nasıl aldattığını anlatan kadına İlahiyatçı Mustafa karataş'ın cevabı net oldu; "Boşanmak dinen hakkın. Boşanabilirsin."

Karataş, ikinci üçüncü eş alma niyetinde olan erkeklere de seslenerek; "Kızınızı üçüncü eş olarak verir misiniz?" diye sordu.

17 yıllık evli olduğu kocasının İslami içerikli internet sitesinden tanıştığı kapalı ve evli bir kadınla yaşadığı ilişkiyi anlatan kadına, boşanma hakkının olduğunu söyleyen Mustafa Karataş, eşlerini aldatan erkeklere çok ağır sorular yöneltti ve Hüseyin Üzmez olayını örmek gösterdi.


BU KAFA 70'İNDEN SONRA SÜBYANCI YAPAR!

Birçok insanın canının bundan yandığını söyleyen Mustafa Karataş, namaz kılmak ya da oruç tutmanın önemli olmadığını, insanın kafa yapısının önemli olduğunu söyledi. Dindar erkekler arasında, "Ben birinci ile evlendim, ikinciyle de evleneceğim. Üçüncüyle de, dördüncüyle de evleneceğim" diye bir anlayışın olduğuna dikkat çeken Karataş, "Sen kızını ikinci ya da üçüncü eş olarak verebiliyor musun?" diye sordu.

Eşlerini aldatan erkeklere seslenerek, "Hanımın başkası ile oynaşsın ister misin?" diye soran İlahiyatçı Karataş, isim vermeden Hüseyin Üzmez olayını hatırlattı. Bu kafa yapısının 70'ine gelmiş insanları sübyancı yaptığını söyleyen Karataş şöyle konuştu: "Milletin değer verdiği adam. Yazar çizer olmuş. Müslümanlara akıl öğretiyor. Televizyonlarda Müslümanlara nasihat ediyor. Sonra da sübyancı çıkıyor. Sapık çıkıyor. Neden? Bu fikir bunu üretiyor. Çok evlilik şartmış gibi. Varmış gibi illa böyle. Yetişe yetişe inançlı insanların arasında adam sapıtıyor. Ondan sonra Ali Kalkancıların bilmem nelerin bir sürü kurbanı da ortaya çıkıyor."

Bu kafa yapısının değiştirilmesi gerektiğinin altını çizen Karataş, "Kızımıza, eşimize layık görmediğimizi bir başkası ile yaşamayacağız. Erkeklerin buna hakkı yok." diye konuştu.


İNTERNETİN DİNİ İMANI YOK!

Türkiye'de daha önceleri bir Nataşa hastalığının olduğunu, şimdi de internetin ortaya çıktığını bunun da Türkiye'nin kanayan bir yarası olduğunu belirten Karataş, "İnternetin dini imanı yok" dedi. Eşi tarafından internette aldatılan kadının, 'namusuna halel' getirildiği için dinen eşinden boşanma hakkı olduğunu söyleyen Karataş, aldatılan kadınların zina eden eşleriyle yaşamalarında bir sakınca olmadığını da sözlerine ekledi.

(Haber 7)
Nov. 19
    Ziyaretinizden dolyı çok teşekkür ederim canım arkadaşım.
 
 iyi günler daima türk milletinin olması dileyiyle Aeo.
Oct. 22
DOĞRU ERKEK

Kadının biri kumsalda yürürken

ayağı eski bir lambaya takılmış.. kadın lambayı

kumların içinden çıkarmış, ovalamış..lambadan cin

çıkmış ve;-'Sadece bir dilek hakkın var, iyi düşün

öyle dile' demiş.. Kadın hiç tereddüt etmeden,

cebinden bir harita çıkararak:-'Bütün dünyada

zulmün, savaşın, açlığın bitmesini istiyorum. Bu

haritadaki ülkeleri görüyor musun..? Bu ülkelerin

birbiriyle savaşmayı bırakmasını, her yere barışın

gelmesini diliyorum' diyivermiş.. Cin haritaya

bakmış ve dehşetle;- 'Tanri askina kadın! Bu

ülkeler binlerce yıldır savaşıyorlar.. Tamam işimde

iyiyim ama o kadar da değil! Bunu yapilabileceğimi

sanmıyorum.. Başka bir dilekte bulun' diye

bağırmış.. Kadin birkaç dakika düşünmüş ve ;-

'Hayatım boyunca dogru bir erkek bulamadım.

Bilirsin; hem ince düşünceli, hem dürüst, hem

karizmatik , hem eğlenceli biri, bol paralı, sevecen,

ilgili ve ömür boyu sadık olacak erkek diliyorum'

demiş.. Cin derin derin bir iç çekmiş:-Uzat şu

kahrolasi haritayı..!!!=))))


Oct. 15

En ağır şartlarda filiz veren mucizeler gördüm ben..
ya da en mucizevi anlarda kopan fırtınaları da

yalın ayak çocuk yürüyüşü gibi yüreğime batan cam kırıklarını görmezden gelmeliydim gelemedim

gördüm tüm korku yüklü,ürkütücü,soğuk kırıkları
korktum bir kez daha;kendime dönememekten


şimdi ufkuma yeni yollar çiziyorum,beğenmeyip siliyorum
baştan çiziyorum bir sürü söz biriktirip kendime saklıyorum
her gece ansızın kırıp,her sabah yeniden almaya yola koyuluyorum


yeni sözler öğreniyorum;yeni acılarıma süslü kelimeler kuruyorum
oysa ne çok söz varmış seni anlatmaya ama hiçbir cümlenin tabiri caiz olmamış



Senin bu kadar fazla hatta özel sözleri hakkettiğini düşünmüyorum aslında.
Senin için söylendiğini de düşünmemelisin,keza sana değil.

Benim sevdamaydı sözlerim.ben sevdama ağladım ağladıysam,ben sevdama aşıktım aşıksam
çünkü ben aşık olabilmeyi özledim,ben aşık olabilmeyi;sen olmasan da öğrenirdim....

yani şu kadarını söylüyorum;sen değilsin bu hikayenin ne baş kahramanı ne de ilhamı bir tek benim
tek başıma hakkettim,kimseye el sürdürmedim.
Sevdama tek kötü söz gelmesin diye yüreğimi paramparça ettim.


Bir kırık sözüm olmadı bu yüzden sana yoksan yoksun
var (?) hiç olmadın.
ölüme hasret yazıldı adın.
ben ölmeyi de yaşamayı da en az senin kadar istedim


gözlerimi kapatıp karanlığa yürüdüm ben zifiri karanlıkta sana en yakışır sözü ayak seslerinden tanıdım...

Yokluğun yeni bir varlık oldu kimliğime
Ben seni en çok yokken sevdim


şimdi seni her düşümden engelliyorum...

Ve nihayet kendime dönüyorum !..
Oct. 14
..wrote:
Oct. 2
deniz inciwrote:

 

Gözlerinizde beliren ışıltı,
şekerden tatlı tebessümünüzle
ömrünüz hep Bayram Olsun..
Hayırlı Bayramlar Dileğiyle..

Oct. 1

VARLIGI EBEDI OLAN, MERHAMET SAHIBI, ADALETLI YUCE ALLAH KENDISINE DUA EDENLERI GERI CEVIRMEZ. DUALARINIZIN RABBIN YUCE KATINA ILETILMESINE VESILE OLAN RAMAZAN BAYRAMINIZ MUBAREK OLSUN. BU DEGERLI RAMAZAN BAYRAMI.NDA, KAINATIN YARATICISI VE ALEMLERIN RABBI BAGISLAYICI VE ACIYICI YUCE ALLAH TUM DUALARINIZI KABUL ETSIN.

KAINATIN YARATICISI VE ALEMLERIN RABBI YUCE ALLAH'A SONSUZ SUKURLER OLSUN! RAMAZAN BAYRAMI BEREKETIYLE, BOLLUGUYLA GELSIN, TUM INSANLIK ICIN HAYIRLARA VESILE OLSUN.

TÜM İSLAM ALEMİNİN RAMAZAN BAYRAMINI KUTLARIM

Sept. 30
Kevserwrote:
Sept. 19
cenap aydinwrote:
 
Allahim askina bagisla bizi
Actik ellerimizi durduk duaya
Kuranin askina bagisla bizi
Bes vakit yükselir ars-i alaya
Ezanin askina bagisla bizi
 
Hürmetine alemi var eyledin
Sevdim dedin kendine yar eyledin
Makâm-ı Mahmut’ta “Habîbim” dedin
Sultanın aşkına bağışla bizi.

Ebubekir, Ömer, Ali Osman’ın
Mücahidîn, muhacirîn, ensarın
Bedir Uhud’daki şol şühedânın
Ashabın aşkına başla bizi

Nur Dağının, Sevr’in Müzdelife’nin
Arafat, Mekke’nin ve Medine’nin
Hacerü-l Evsed’in, Kutsal Kâbe’nin
Ravzâ’nın aşkına bağışla bizi.

Yusuf’un, Yunus’un, Eyyûb’un âhı
Hepsini kurtardın verdin felâhı
Sensin âlemlerin tek padişahı
Esmânın aşkına bağışla bizi.

İbrahim’in, İsmail’in, İsa’nın
Elindeki Asa ile Mûsa’nın
Ahmed-i Muhammed ol Mustafâ’nın
Yaranın aşkına bağışla bizi.

Hayirli ramazanlar geceniz ve Cumaniz mübarek olsun....

                                                                                                                                       Selamve Dua ile

Sept. 4
cenap aydinwrote:
Tatlı bir telaş başlar, ayak seslerini duyduğumuzda Ramazanın

İnşa mevsimi gelmiştir ruhun
11 ay boyunca hasar gören, yara alan, nice badirelerden geçen manaâleminin yeniden restorasyona uğramasıdır.
Ve bunun içindir ki; kul bu inşa mevsiminde çalmamalıdır malzemeden,

Hoş sadece Ramazana da sıkıştırmamalı ya! Kulluğunu (o ayrı bir mevzu)
En halisinden bir niyet,
Helalinden bir bardak su ile ağzını,
Mana âlemine dalarak nefsini bağlamak,

Dedik ya!

İnşa mevsimidir Ramazan!

En halisi ile tövbenin,
İhlâs ile ibadetin,
Veren elle pay etmenin,
Alan elle çok etmenin,
Tebessümle kardeşliğin,
Ezcümle
Paylaşarak bir lokma ekmeği kardeşinle
"ancak mü'minler kardeştir" ayetin manasına talip olmak
Sabr edip nefsin, tüm yönlendirmelerine
Elinin tersiyle, "hadi oradan" diyerek ruhunu onarmanın adıdır Ramazan.


Bu Ramazan bir daha gelmeye bilir.

Kadrini bilip değerlendirmek umuduyla Ramazanınız mübarek olsun

Selam ve Dua ile
Aug. 31
Dünyayi oldugu gibi kabul et.Gülümsemeleri ve sikintilariyla sevgisi, dostlugu, yalani ve gerçegiyle; yarinin nefsine bagli planlariyla, gençligin düsleri gibi gelip geçen umutlariyla.
Içinde öyle bir umut tasi ki onu senden kimse almasin. Gözlerin hep gülsün, mutlulugu sende arasinlar, ama onu öyle bir yere saklaki gerçekten isteyen bulsun.
Cuma günü, büyük bir gündür; Allah Teala, İslamı ve müslümanları onunla şereflendirmiştir. Allah Resulu (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:"Üzerinde güneşin doğduğu en hayırlı gün Cuma günüdür. O gün Adem (a.s.) yaratılmış, o gün cennete sokulmuş, o gün yere indirilmiş, o gün tevbesi kabul edilmiş, o gün ölmüştür. O gün kıyamet kopar ve o gün cennettekilerin Allah Teala'yı anma günüdür."(Müslim)

"Cuma günü daha önceki kitap ehlinede verilmişti. Fakat onlar, onu kabul edip etmeme konusunda ihtilaf edince, o gün kendilerinden alındı. Ondan sonra bize verildi ve bizim için bayram günü yapıldı."


"Cuma günü veya gecesinde ölen müminlere şehid sevabı verilir ve bunlar kabir fitnesinden korunurlar."

Ka'b El Ahbar şöyle demiştir:"Allah Teala, şehirlerden Mekke'yi, aylardan Ramazan ayını, günlerden Cuma'yı, gecelerden de Kadir'i üstün kılmıştır."

Hayırlı cumalar...
Aug. 22
Photo 1 of 11

There are no entries in this blog.



Photo 1 of 11

Reveil Clock

Loading...

SİTEME OY VERİN NASIL OLMUŞ

Loading...

Video

http://www.lalegulfm.com/yayiniframe.php">

Custom HTML

http://www.lalegulfm.com/yayiniframe.php">
Lists
No list items have been added yet.

Custom HTML

No content has been added yet.

Video

No content has been added yet.

Custom HTML

No content has been added yet.
No list items have been added yet.
No list items have been added yet.
Photo 1 of 11

Feed

The owner hasn't specified a feed for this module yet.

Video

No content has been added yet.

Feed

The owner hasn't specified a feed for this module yet.

Feed

The owner hasn't specified a feed for this module yet.

Feed

The owner hasn't specified a feed for this module yet.

Video

No content has been added yet.

Custom HTML

No content has been added yet.

Custom HTML

No content has been added yet.
There are no photo albums.